Çocuk edebiyatının önemli isimlerinden Yücel Feyzioğlu, “Çocuk Olma Sırası” başlıklı yazı dizisinin üçüncü bölümünde masalların gizli katmanlarını çözümlemeye devam ediyor. “Masallar Bize Ne Anlatır” alt başlığıyla yayımlanan bu yeni bölüm, klasik anlatıların yalnızca eğlencelik hikâyeler olmadığını, aynı zamanda insan ruhunun derinliklerine uzanan simgesel bir dil taşıdığını gözler önüne seriyor.

Feyzioğlu, masallardaki kahraman yolculuğunu, karşılaşılan engelleri ve dönüşüm motiflerini bir sinema eleştirmeninin gözüyle adeta kare kare inceliyor. Tıpkı bir film senaryosunda olduğu gibi, masallarda da net bir üç perdelik yapı, karakter gelişimi ve çatışma çözümü bulunduğunu vurguluyor. Ona göre Kırmızı Başlıklı Kız’dan Pamuk Prenses’e kadar hemen her masal, çocukların bilinçaltında güven, korku, cesaret ve aidiyet gibi temel duyguları şekillendiren birer psikolojik harita işlevi görüyor.
Yazar, özellikle Anadolu masallarındaki sembolizmi mercek altına alırken bu anlatıların çağlar boyu süregelen bir bilgelik aktarımı olduğunun altını çiziyor. Masallardaki iyilik-kötülük savaşı, aslında çocuğun iç dünyasındaki denge arayışının bir yansıması. Feyzioğlu, bu kadim anlatıların günümüzde de geçerliliğini koruduğunu, özellikle dijital çağda büyüyen çocukların bu tür sembolik anlatılara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğunu belirtiyor.
Geçtiğimiz aylarda çocuklara yönelik interaktif tiyatro çalışmaları da kültür-sanat dünyamızda benzer bir farkındalık yaratmıştı. Feyzioğlu’nun masal analizleri, bu tür etkinliklerin pedagojik altyapısını anlamak için de önemli bir çerçeve sunuyor. “Çocuk Olma Sırası” serisi, ebeveynler ve eğitimciler için bir rehber niteliği taşırken, aynı zamanda sinema ve edebiyat severlerin de ilgisini çekebilecek derinlikte ipuçları barındırıyor.
Bu bölüm, masalların salt birer uyku öncesi anlatısı olmadığını, çocukların duygusal ve bilişsel gelişiminde oynadıkları kritik rolü tekrar hatırlatıyor. Feyzioğlu’nun yazı dizisinin devam eden bölümlerinde diğer anlatı türlerine de uzanması bekleniyor.




